Fitneler ve Kıyamet Alametleri
“Bana Ebû Bekr b. İshâk rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Bükeyr rivayet etti. (Dediki): Bana Muğîra (yâni; El-Hızâmî) Ebû'z-Zinad'dan, o da A'rac'dan, o da Ebû Hureyre'den, o da Resûlulluh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. (Şöyle buyurmuşlar) ; «Kıyamet gününde semiz, İri bir adam gelecek. Fakat Allah indinde bîr sivrisineğin kanadı kadar ağırlığı olmayacaktır, (Bîr de onlar için Kıyâmet gününde tartı dikmeyiz...) âyetini okuyun.» [Kehf 105] buyurdular”
“Bize Ahmed b. Abdillah b. Yûnus rivayet etti. (Dediki): Bize Fudayl (yâni; îbni İyâd) Mansur'dan, o da İbrahim'den, o da Abide's-Selmânî'dcn, o da Abdullah b. Mes'ud'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Bir âlim Nebi (Satlallahu Aleyhi ve Seilem)'e gelerek. — Yâ Muhammedi Yahut Yâ Eba'l-Kâsım! Şüphesiz ki, Allah Teâlâ kıyamet gününde gökleri bîr parmak üstünde, yerleri bir parmak üstünde, dağlarla ağaçları bir parmak üstünde, su ile toprağı bir parmak üstünde, sâir mahlûkatı da bir parmak üstünde tutacak, sonra onları sallayarak: — Melik benîm; Melik benim; buyuracaktır, dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu. Aleyhi ve Sellem) bu âlimin söylediğine şaşarak onu tasdik için güldü. Sonra şu âyeti okudu : «Onlar Allah'ı hakkıyla takdir etmemişlerdir. Halbuki Kıyamet gününde bütün yer ve gökler onun sağ elinde dürülüp toplanacaklardır. Onu tenzih ederim. O müşriklerin koştukları şirkten münezzehdir.» [Zümer]”
“Bize Osman b. Ebî Şeybe ile İshak b. İbrahim rivayet etti. Her iki râvi Cerir'den, o da Mansur'dan bu isnadla rivayette bulumiıuşlardır. Mansûr: Yahudilerden bir âlim Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldi, diyerek Fudayl'ın hadîsi gibi rivayette bulunmuş. Fakat: «Sonra onları sallayacak...» dememiştir. O şunu söylemiştir: — Gerçekten Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in onun söylediğine şaşarak kendisini tasdik için güldüğünü gördüm. Hattâ yan dişleri göründü. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Onlar Allah'ı hakkıyle takdir etmediler.» dedi ve âyeti okudu”
“Bize Ömer b. Hafs b. Gıyâs rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş rivayet etti. (Dediki): Ben İbrahim'i şöyle derken işittim: Alkame'yi dinledim, şunu söylüyordu: Abdullah dedi ki: Ehl-i Kitabdan bir adam Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: — Yâ Eba'l-Kâsim! Şüphesiz ki, Allah gökleri bir parmak üzerinde, yerleri bir parmak üzerinde, ağaçlarla toprağı bir parmak üzerinde, mahlûkatı da bir parmak üzerinde tutacak; sonra : — Melik benim, Melik benim! buyuracaktır, dedi. Abdullah demiş ki: Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in güldüğünü gordüm. Hattâ yan dişleri göründü. Sonra : «Onlar Allah'ı haklayle takdir etmediler.» âyetini okudu”
“Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebû Muâviye rivayet etti. H. Bize İshak b. İbrahim ile Alî b. Haşrem de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İsa b. Yûnus haber verdi. H. Bize Osman b. Ebî Şcybe dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr rivayet etti. Bu râvilerin hepsi A'meş'den bu isııadla rivayette bulunmuşlardır. Şu kadar var ki: Her birinin hadîsinde: «Ağaçları bir parmak üzerinde ve toprağı bîr parmak üzerinde...» ifâdeleri vardır. Cerir'in hadîsinde: «Mahlûkatı da bir parmak üstünde...» ifâdesi yoktur. .Lâkin onun hadîsinde: «Dağları da bir parmak üstünde...» ibaresi vardır. Cerir'in hadîsinde şu ziyâde de vardır: «Onu tasdik için söylediğine şaşarak...»”
“Bana Harmele b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihab'dan naklen haber verdi. (Demişki): Bana İbni Müseyyeb rivayet etti ki, Ebû Hureyre şöyle diyormuş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: «Kıyamet gününde Allah Tebareke ve Teâla yeri kabzeder, göğü de sağ eliyle dürer. Sonra: Melîk benim! Nerede yerin melikleri? buyurur.» İZAH 2788 DE”
“Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme, Ömer b, Hamza'dan, o da Salim b. Abdillah'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Bana Abdullah b. Ömer haber verdi. (Dediki): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular: «Allah (Azze ve Celle) Kıyamet gününde gökleri dürecek; sonra onları sağ eline alacaktır. Sonra: Melik benim; cebbarlar nerede? Nerede mütekebbirler? diyecektir. Sonra sol eliyle yerleri dürecek. Sonra: Melîk benim. Cebbarlar nerede? Nerede mütekebbirler? buyuracaktır.»”
“Bize Saîd b. Mansûr rivayet etti, (Dediki): Bize Yakub (yâni; İbni Abdirrahman) rivayet etti. (Dediki): Bana Ebû Kâzim, Ubeydullah b. Miksem'den rivayet ettiki, kendisi Abdullah b. Ömer'in, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i nasıl taklid ettiğine bakmış: «Allah (Azze ve Celle) gökleriyle yerlerini ikî eliyle tutacak ve: Allah benim! Melik benim! buyuracaktır.» demiş. Parmaklarını yummuş ve açmış. (Abdullah demişki:) Hattâ minbere baktım, altından bir şey kıpırdıyordu. Kendi kendime : Acaba bu minber Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i düşürecek mi, dedim”
“Bire Saîd b. Mansûr rivayet etti. (Dediki): Bize Abdu'l-Aziz b. Ebi Hazim rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Ubeydullah b. Miksem'den, o da Abdullah b. Ömer'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i minber üzerinde gördüm: «Cebbar (Azze ve Celle) gökleriyle yerlerini iki eliyle tutacak...» buyuruyordu. Sonra Ya'kub'un hadîsi gibi rivayette bulunmuştur”
“Bana Süreye b. Yûnus ile Harun b. Abdillah rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Haccac b. Muhammed rivayet etti. (Dediki): İbni Cüreyc şunu söyledi: Bana İsmail b.-Ümeyye, Eyyûb b. Halid'den, o da Ümnıü Seleme'nin azatlısı Abdullah b. Rafi'den, o da Ebû Hureyre'den naklen haber verdi. (Demişki): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) etimden tutarak şöyle buyurdular : «Allah (Azze ve Celle) yeri cumartesi günü yaratmış, o toprakta dağları pazar günü, ağaçları pazartesi günü, sevilen şeyleri salı günü, nuru çarşamba günü yaratmış. Yerin üzerine hayvanları perşembe günü yaymıştır. Adem (Aleyhisselam)'ı da cuma günü ikindiden sonra mahlûkatın en sonunda ve cum'a saatlerinin nihayetinde, ikindi ile akşam arasında yaratmıştır.» İbrahim dediki: Bise Bistamî (bu zat Hüseyn b. îsa'dır) ile Sehl b. Ammar, İbrahim b. binti Hafs ve başkaları bu hadîsi Haccac'dan rivayet ettiler”
“Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Mahled, Muhammed b. Ca'fer h, Ebî Kesîr'den rivayet etti. (Demişki): Bana Ebû Hâzim b. Dînar, Sehl b. Sa'd'dan rivayet etti. (Şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Seilem): «Kıyamet gününde insanlar beyaz, kızıl beyaz, beyaz unun çöreği gibi bir yerin üzerinde toplanacak, orada hiç kimse için bir alâmet olmayacaktır.» buyurdular. İZAH 2791 DE”
“Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Ali b. Müshir, Dâvud'dan, o da Şa'bî'den, o da Mesrûk'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e Allah (Azze ve Celle)'nin: «O gün yer, yerden başka bir kılığa değişecek, göklerde öyle olacak...» [İbrahim 48] âyet-i kerîmesini sordum, İnsanlar o gün nerede olacak yâ Resûlallah? dedim. «Sırat üzerinde!» buyurdular. Diğer tahric: Buhari Kitabu'r-Rikak; İbn Mace, zühd”
“Bize Abdu'I-Melik b. Şuayb b. Leys rivayet etti. (Dediki): Bana babam, dedemden rivayet etti. (Demişki): Bana Hâlid b. Yezid, Saîd b. Ebî Hilâl'den, o da Zeyd b. Eslem'den, o da Atâ' b. Yesâr'dan, o da Ebû Saîdi Hudrî'den, o da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. Şöyle buyurmuşlar : «Kıyamet gününde yer bir çörek olacak. Onu Cebbar kendi yed-i kudretiyle sizden birinizin seferde çöreğini elden ele çevirdiği gibi, cennetliklere ikram olmak üzere çevirecektir.» Ebû Saîd demişki: Az sonra yahudilerden bir adam gelerek: —Rahman olan Allah sana bereket versin ey Eba'l-Kaâsım. Kıyamet giınünde cennetliklerin ağırlanacağı şeyi sana haber vereyim mi? dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hay hay!» buyurdular. Yahudi: (Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in buyurduğu gibi) : — Yer bir çörek olacak, dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize baktı, sonra güldü, hattâ yan dişleri göründü. Yahudi: — Sana onların katığını haber vereyim mi? dedi. «Hay hay!» buyurdular. Yahudi: — Onların katıkları bâlâm ile nûn'dur, dedi. (Oradakiler) : — Bu ne demektir? diye sordular. —Öküzle balıktır. Onların ciğerlerinin kenarından yetmiş bin kişi yiypcektir, dedi. İZAH 2793 TE”
“Bize Yahya b. Habîb El-Hârisî rivayet etti. (Dediki): Bize Halid b.Haris rivayet etti. (Dediki): Bize Kurra rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed, Ebû Hureyre'den rivayet etti (Şöyle demiş): Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): Bana yahudilerden on kişi tabi olsa, yeryüzünde müslüman olmadık yahudi kalmazdı. buyurdular. Onlar bu ekmeği cennete girmeden durak yerinde yiyecek, orada beklerken acıkmıyacaklardır”
“Bize Ömer b. Hafs b. Gıyâs rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş rivayet etti. (Dediki): Bana İbrahim Alkame'den, o da Abdullah'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Bir defa ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte bir ekinlikte yürüyordum. Kendisi bir hurma dalına dayanıyordu. Aniden yahudilerden bir cemaatın üzerine uğradı. Yahudiler birbirlerine: — Ona ruh'u sorun! dediler. Ve şöyle konuştular: -- Ona sormaya sizi sevkeden nedir? O sizin karşınıza hoşlanmadığınız bir şeyle çıkmıyor! Fakat yine de ona sorun! dediler. Bunun üzerine biri kalkıp gelerek ona ruhu sordu. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sükût buyurdu. Ona hiç bir cevab vermedi. Anladım ki, kendisine vahy geliyor. Yerimde durdum. Vahy inince şöyle buyurdular: «Sana ruhu soruyorlar. (De ki): Ruh Rabbimin işidir. Size ilim nâmına ancak az bîr şey verilmiştir.» [İsra]”
“Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Saîd El-Eşecc rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Veki rivayet etti. H. --Bize İshak b. îbrâhim El-Hanzalî ile Alî b. Haşrem dahi rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İsa b. Yûnus haber verdi. Her iki râvî A'meş'den, o da İbrahim'den, o da Alkame'den, o da Abdullah'dan naklen rivayet etmişlerdir. Abdullah: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte Medine'de bîr ekinlikte yürüyordum, diyerek Hafs'ın hadîsi gibi rivayet etmiştir. Şu kadar var ki, Veki'in hadîsinde: «İlimden size ancak az bir şey verilmiştir.» İsa b. Yûnus'un hadîsinde ise İbni Haşrem'in rivayetinden olmak üzere: «Onlara ilimden ancak az bir şey verilmiştir.» ibareleri vardır”
“Bize Ebû Saîd El-Eşecc rivayet etti. (Dediki): Abdullah b. İdris'i şöyle derken işittim. Ben A'meş'den dinledim. Bu hadîsi Abdullah b. Mûrra'dan, o da Mesruk'dan, o da Abdullah'dan naklen rivayet ediyordu. Abdullah şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir hurmalık içindeydi. Bir hurma dalına dayanıyordu... Sonra râvî yukarkilerin A'meş'den rivayet ettikleri hadîs gibi nakletmiştir. O rivayetinde: «Size ilimden ancak az bir şey verilmiştir.» demiştir”
“Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Abdullah b. Saîd EI-Eşec rivayet etliler. Lâfız Abdullah'ındır. (Dedilerki): Bize Veki' rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş, Ebû'd-Duhâ'dan, o da Mesruk'dan, o da Habbab'dan naklen rivayet etti. Habbab şöyle demiş: Benim Âs b. Vâil'de alacağım vardı. Onu almak için kendisine gittim de bana : — Muhammed'e küfretmedikçe sana asla bir şey ödemem, dedi. Ben de kendisine: — Sen ölüp sonra dirilinceye kadar, ben Muhammed'e asla küfredemem, dedim. — Ben öldükten sonra dirilecek miyim? Öyleyse mala ve çoluğa-Çocuğa döndüğüm vakit sana borcumu öderim, dedi. Veki demişki: A'meş de böyle söyledi, dediki: Bunun üzerine şu âyet indi: «Bizim âyetlerimize küfredene ne dersin. Bana mutlaka mal ve çoluk çocuk verilecektir, dedi.» Âyet tâ: «Bize yalnız başına gelecektir...» cümlesine kadar inmiştir”
“Bize Ebû Kureyb rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Muâviye rivayet etti. H. Bize İbni Numeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir haber verdi. H. Bize İbni Ebî Ömer de rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyan rivayet etti. Bu râvilerin hepsi A'meş'den bu isnadla Veki'in hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardır. Cerir'in hadîsinde : «Dediki: Câhiliyyet devrinde demirci idim. Âs b. Vâile bir iş yaptım da, ondan alacağımı istemeğe gittim.» ibaresi de vardır”
“Bize Ubeydullah b. Muâz El-Anberî rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Abdû'l-Hanıid Ez-Ziyâdî'den rivayet etti. O da Enes b. Mâlik'i şunu söylerken işitmiş. Ebû Cehl: — Allahım! Eğer bu senin tarafından gelen hak (din) ise, bize gökten taş yağdır. Yahut bize acıklı bîr azab getir, dedi. Bunun üzerine şu âyet indi: «Halbuki sen içlerinde iken Allah, onlara azab edecek değildi. İstiğfar ettikleri sürece de Allah onlara azab edecek değildir. Şimdi ise Allah'ın kendilerine azab etmemesi için neleri var ki? Oysa Mescid-i Haram'dan menediyorlar. Üstelik onun hizmetine ehil kişiler de değiller. Çünkü onun hizmetine ehil olanlar ancak müttakilerdir. Lakin çoğu bunu bilmezler..» [Enfal 33 ve]”